

Diş hekimi koltuğuna oturdunuz, hekiminiz detaylı bir teşhis için “Röntgen çekmemiz gerekiyor” dedi. O an içinizde bir huzursuzluk belirdi: “Acaba çok mu radyasyon alacağım?”, “Bu ışınlar beynime zarar verir mi?”, “Kanser riskini artırır mı?”. Hatta üzerinize giydirilen o ağır kurşun önlük, bu endişenizi daha da pekiştiriyor olabilir; sanki bir nükleer sığınağa giriyormuş gibi hissedebilirsiniz.
Bu endişelerinizde yalnız değilsiniz, ancak bilimsel gerçekler sandığınızdan çok farklı. Günümüz teknolojisinde kullanılan dijital röntgen cihazları, radyasyon miktarını o kadar düşürdü ki, günlük hayatta farkında olmadan aldığınız doğal radyasyonun yanında “devede kulak” kalıyor.
Bu kapsamlı rehberde, Şişli Diş Hekimi Dt. Özlem Özcan olarak, diş röntgenlerindeki radyasyon miktarını muz yemek veya uçağa binmek gibi günlük aktivitelerle kıyaslayacak, hamilelikteki riskleri açıklayacak ve neden röntgen çektirmemenin aslında daha büyük bir risk olduğunu anlatacağım.
Radyasyon, enerjinin dalgalar veya parçacıklar halinde yayılmasıdır. Doğada her an radyasyona maruz kalırız; güneşten, topraktan, binalardan ve hatta yediğimiz gıdalardan. Radyasyon dozunu ölçmek için “Sievert” (Sv) birimi kullanılır. Diş hekimliğinde dozlar çok düşük olduğu için bunun milyonda biri olan “Mikrosievert” ($\mu Sv$) birimini kullanırız.
Bilimsel olarak kanıtlanmış zarar sınırı çok yüksektir. Vücudun tolere edebileceği yıllık doz ile bir diş röntgeninin dozu arasında dağlar kadar fark vardır.
Rakamlar soyuttur, gelin somutlaştıralım. Aşağıdaki kıyaslamalar, endişenizi hafifletmek için bilimsel verilerden derlenmiştir:
[Image of radiation dose comparison chart]
Eskiden (analog dönemde) filmlerin banyo edilmesi gerekirdi ve pozlama süreleri uzundu. Ancak kliniğimizde kullandığımız Dijital Radyografi (RVG) sensörleri sayesinde:
Hastalarımız bazen “Hocam sadece aynayla baksanız olmaz mı?” diye sorarlar. Maalesef olmaz. Gözle yapılan muayenede dişin sadece %30’unu (kron kısmını) görürüz. Geri kalan %70’lik kısım (kökler ve kemik) diş etinin altındadır.
Röntgen Olmadan Neleri Göremeyiz?
Röntgen çektirmemek, gece farları kapalı araba kullanmaya benzer. Kaza riski (yanlış teşhis ve diş kaybı), radyasyon riskinden binlerce kat fazladır.
Bu, en hassas konudur. Amerikan Jinekologlar Birliği (ACOG) ve ADA’ya göre; gerekli önlemler alındığında hamilelikte diş röntgeni güvenlidir.
Çocukların hücreleri hızlı bölündüğü için radyasyona yetişkinlerden daha duyarlıdırlar. Bu nedenle çocuklarda “Pediatrik Mod” kullanırız. Bu mod, dozajı ve süreyi çocuğun kemik yapısına göre otomatik olarak azaltır.
Çocuklarda alttan gelen daimi dişlerin durumunu, çürük riskini ve çene gelişimini takip etmek için röntgen hayati önem taşır. (Bkz: Çocuk Diş Hekimliği).
Diş hekimliğinde radyasyon güvenliği için uyguladığımız uluslararası bir prensip vardır: ALARA (As Low As Reasonably Achievable).
Türkçesi: “Mümkün Olan En Düşük Seviye.”
Bu prensip gereği:
Modern dijital röntgenlerde saçılan radyasyon miktarı çok düşüktür. Yine de tiroid bezi radyasyona hassas bir organdır. Bu riski “sıfıra” indirmek için tüm hastalarımıza (özellikle çocuklara ve kadınlara) mutlaka “Tiroid Koruyucu Boyunluk” takarız. Bu koruyucu ile risk yok denecek kadar azalır.
Siz yılda 1-2 kez röntgen çektirirsiniz, ancak biz günde 20-30 kez bu işi yaparız. Kümülatif (birikimli) dozdan korunmak için personelin odadan çıkması veya kurşun paravan arkasında durması mesleki bir zorunluluktur. Bu, işlemin sizin için tehlikeli olduğu anlamına gelmez.
Küçük filmler (periapikal) daha az radyasyon içerir. Ancak tüm ağzı kontrol etmek için 14-15 tane küçük film çekmek yerine, 1 tane panoramik film çekmek toplam doz açısından daha avantajlı ve pratiktir. Hekiminiz ihtiyaca göre en uygun olanı seçer.
Evet, güvenle çektirebilir. Röntgen ışınları anne sütünde birikmez veya sütü bozmaz. İşlemden sonra sütü sağmaya veya atmaya gerek yoktur, hemen emzirmeye devam edebilirsiniz.
Özetle; diş röntgeni radyasyonu tehlikeli mi? Modern teknoloji ve güvenlik önlemleriyle hayır, ihmal edilebilir düzeydedir. Asıl tehlike, radyasyon korkusuyla teşhisin gecikmesi, basit bir dolguyla kurtarılacak dişin çekime gitmesi veya gözden kaçan bir kistin çene kemiğini eritmesidir.
Güvenli, dijital ve düşük dozlu görüntüleme sistemlerimizle tanışmak ve ağız sağlığınızın “iç yüzünü” görmek için Dt. Özlem Özcan kliniğinden randevu alabilirsiniz. Görmeden tedavi olmaz.
Diş hekimliğinde radyasyon güvenliği ve hasta sağlığı hakkında daha fazla bilimsel bilgi için Amerikan Diş Hekimleri Birliği (ADA) – X-Rays Safety sayfasını inceleyebilirsiniz.