
Diş kırılması sonrasında önce ağız ve yüz bölgesindeki daha ciddi yaralanmalar değerlendirilmelidir. Bilinç kaybı, kusma, şiddetli baş ağrısı, boyun ağrısı, nefes alma güçlüğü, durmayan kanama veya çene hareketinde belirgin bozukluk varsa acil sağlık hizmetine başvurulmalıdır. Yalnız diş etkilenmiş görünüyorsa ağız suyla nazikçe çalkalanır, kanayan bölgeye temiz gazlı bezle bası uygulanır, dışarıdan soğuk kompres yapılır ve bulunan diş parçası kurumayacak şekilde saklanarak mümkün olan en kısa sürede diş hekimine gidilir.
Kırık küçük görünse bile mine altında dentin veya pulpa açılmış, kökte çatlak oluşmuş ya da diş yuvasında yer değiştirmiş olabilir. Ağrı olmaması hasarın önemsiz olduğunu göstermez. Travmadan sonra dişin rengi, canlılığı ve çevre kemiğin iyileşmesi aylar içinde değişebilir; bu nedenle ilk tedavi kadar kontrol randevuları da önemlidir. Yerinden bütünüyle çıkan diş söz konusuysa süt dişi ile kalıcı diş ayrımı yapılmalıdır: süt dişi yerine takılmaz, kalıcı dişte ise zaman ve uygun saklama ortamı sonucu belirgin biçimde etkiler.
Kazanın olduğu alan güvenliyse kişi oturtulur ve genel durumu kontrol edilir. Spor, düşme veya trafik kazasında baş-boyun yaralanması olabileceği için bilinç, denge, görme, konuşma ve bulantı belirtileri gözlenir. Yüzde derin kesik, çenede şekil bozukluğu, ağzı kapatamama veya şiddetli kanama varsa dental müdahaleden önce acil tıbbi değerlendirme gerekebilir. Çocuklarda olayın nasıl olduğu ve kısa süreli bilinç kaybı yaşanıp yaşanmadığı özellikle sorulmalıdır.
Ağız içinde kanama varsa temiz gazlı bez ya da bez parçasıyla bölgeye sürekli, nazik bası uygulanır. Bezi sık sık kaldırıp kontrol etmek pıhtının oluşmasını zorlaştırabilir. Kanama durmuyorsa, kişi kan sulandırıcı kullanıyorsa veya yara genişse acil yardım alınmalıdır. Dudak ya da yanak dışından aralıklı soğuk kompres şişliği azaltabilir; buz doğrudan cilde veya kırık dişe uygulanmamalıdır.
Kırık diş parçası yerde, dudak içinde veya ağızda bulunabilir. Parça yıkanırken sertçe fırçalanmaz ve kimyasal maddeye konmaz. Temiz bir kapta süt, serum fizyolojik veya kişinin kendi tükürüğüyle nemli tutulabilir. Küçük çocukta parçayı ağız içinde saklamak yutma ve solunum yoluna kaçma riski nedeniyle uygun değildir. Parçanın nemli taşınması, uygun vakalarda dişe yeniden yapıştırılma olasılığını koruyabilir.
Kırık yüzeyi keskinse dil ve dudak travmasını azaltmak için geçici olarak ortodontik mum kullanılabilir. Şekersiz sakız çok kısa süreli fiziksel koruma sağlasa da kırığın içine bastırılmamalı ve çocuklarda kullanılmamalıdır. Ev tipi yapıştırıcı, tırnak ürünü, dolgu kiti veya akrilik uygulanmaz. Açıkta kalan yüzey sıcak-soğukla hassassa oda sıcaklığında yumuşak besinler tercih edilir ve o tarafla çiğnenmez.
İçerik Dt. Özlem Özcan tarafından hazırlanmış ve dental açıdan değerlendirilmiştir.
Yalnız mineyi etkileyen küçük kırıklarda yüzey pürüzlü veya keskin olabilir, belirgin hassasiyet görülmeyebilir. Mine ve dentini kapsayan kırıkta sarımsı dentin tabakası açığa çıkar ve soğuk, hava ya da tatlıyla hassasiyet oluşabilir. Kırık pulpaya ulaştığında merkezde pembe-kırmızı nokta, kanama ve daha güçlü ağrı görülebilir. Bu görünüm pulpanın korunması için zamanı önemli hâle getirir.
Kron-kök kırığında görünen parça diş eti altına doğru uzanabilir. Parça hareket edebilir, ısırınca ağrı ve diş eti kanaması olabilir. Yalnız görünen kısmı düzeltmek yeterli değildir; kırık hattının kemiğe ve köke uzanımı değerlendirilir. Kök kırığı ise kron dışarıdan sağlam görünürken dişte hareket, konum değişikliği veya diş eti oluğundan kanama yapabilir. Röntgen farklı açılardan çekildiğinde kırık hattı daha iyi görülebilir.
Çatlak diş sendromunda belirgin bir parça kopmadan mine ve dentinde çizgi oluşabilir. Sert bir şeyi ısırırken veya basıncı bırakırken keskin ağrı tipiktir. Her çatlak röntgende görünmez; büyütme, ışık, boya ve ısırma testleri gerekebilir. Yüzeysel mine çizgileri ile köke uzanan çatlak aynı prognoza sahip değildir. Evde dişi tekrar tekrar sert gıdayla test etmek çatlağı ilerletebilir.
Travma dişi kırmadan yuvasında hareket ettirebilir. Subluksasyonda diş gevşektir fakat yer değiştirmemiştir; ekstrüzyonda dışarı doğru uzamış, lateral lüksasyonda yana kaymış, intrüzyonda kemiğin içine gömülmüş görünebilir. Bu yaralanmaların tedavisi kırık dolgusundan farklıdır. Dişi evde zorlayarak düzeltmeye çalışmak kök ve çevre dokulara ek zarar verebilir.
Bulunan parça kron kısmından tutulur ve kaybolmayacak kapaklı bir kaba konur. Üzerinde görünür kir varsa süt veya serum fizyolojik ile nazikçe durulanabilir; fırça, sabun, alkol ya da dezenfektan kullanılmaz. Parçanın kuruması içindeki dentin yapısını ve yapıştırma koşullarını olumsuz etkileyebilir. Su içinde uzun süre bekletmek ideal değildir; süt veya fizyolojik ortam daha uygundur.
Parçanın büyüklüğü ve biçimi ne olursa olsun diş hekimine götürülmesi yararlıdır. Kırık parçanın dişe tam oturması estetik ve anatomik uyumu koruyabilir. Ancak parça çok inceyse, kontamine olmuşsa, çatlamışsa veya dişin kalan dokusu yeterli değilse yeniden yapıştırma uygun olmayabilir. Alternatif olarak kompozit bonding, veneer, onley veya kuron değerlendirilebilir.
Parça dudağın içine gömülmüş olabilir. Travma sonrası dudakta kesik ve sertlik varsa yumuşak doku muayenesi ve gerekirse röntgen yapılır. Deride veya mukozada kalan diş parçası enfeksiyon ve kalıcı iz riskini artırabilir. Yara yüzeyinden görünmeyen materyali iğne ya da cımbızla çıkarmaya çalışmak daha fazla travma oluşturabilir.
Parça bulunamadığında yutulmuş olması çoğu zaman sindirim yoluyla sorun oluşturmadan ilerleyebilir; öksürük, nefes darlığı veya hırıltı varsa solunum yoluna kaçma olasılığı acil değerlendirilmelidir. Özellikle bilinç kaybı olan kişi ve küçük çocukta kayıp parçanın yeri önemlidir. Diş hekimi veya acil hekimi göğüs görüntülemesi gerekip gerekmediğine karar verir.
Avülsiyon, dişin köküyle birlikte yuvasından bütünüyle çıkmasıdır ve kalıcı dişlerde zaman açısından en acil dental yaralanmalardan biridir. Diş yalnız beyaz kron kısmından tutulmalı, kök yüzeyine dokunulmamalıdır. Kök üzerindeki periodontal ligament hücreleri yeniden tutunma için değerlidir; kazımak, kurulamak veya antiseptikle temizlemek bu hücrelere zarar verir.
Diş kirliyse kısa süre süt, serum fizyolojik veya temiz akan suyla nazikçe durulanır; uzun süre su altında tutulmaz. Kişi bilinçli ve iş birliğine uygunsa, bunun kalıcı diş olduğundan emin olunuyorsa diş doğru yönde yuvasına nazikçe yerleştirilebilir. Zorlanmamalı, ters çevrilmemeli ve kişi temiz bir bez üzerine hafifçe ısırarak dişi yerinde tutmalıdır. Ardından gecikmeden diş hekimine gidilmelidir.
Yeniden yerleştirmek mümkün değilse diş Hank’s Balanced Salt Solution gibi özel saklama ortamında, soğuk sütte veya uygun serum fizyolojikte taşınır. Kişinin ağzında yanak ile diş eti arasında taşımak yalnız bilinçli ve yutma riski olmayan erişkinde düşünülebilir. Küçük çocukta, nöbet riski veya bilinç bozukluğunda ağızda taşınmaz. Diş kuru peçeteye sarılmaz ve buz üzerine konmaz.
Dişin ağız dışında kuru kaldığı süre uzadıkça kök yüzeyindeki hücrelerin canlılığı azalır. Yine de geç kalındığı düşünülerek diş çöpe atılmamalıdır; klinik seçenek ve uzun dönem amaç yaşa, kök gelişimine ve saklama koşuluna göre değerlendirilir. Replantasyon her vakada dişin uzun yıllar korunacağını göstermez; kök rezorpsiyonu ve ankiloz gelişebilir. Erken hareket etmek olası sonucu iyileştirme şansını artırır.
Yerinden çıkan süt dişi yeniden yuvasına takılmaz. Alttaki gelişmekte olan kalıcı diş tomurcuğuna zarar verme ve yanlış dişi yerine yerleştirme riski vardır. Kanayan bölgeye temiz bezle bası uygulanır, dışarıdan soğuk kompres yapılır ve çocuk diş hekimi tarafından değerlendirilir. Dişin süt mü kalıcı mı olduğundan emin olunamıyorsa telefonla profesyonel yönlendirme alınmalıdır.
Süt dişi kırıldığında veya içeri gömüldüğünde de gelişmekte olan kalıcı diş etkilenebilir. Eski yaklaşımda kökün yönüne göre hemen çekim daha sık düşünülürken güncel travma rehberleri birçok intrüzyon vakasında gözlem ve kontrollü takip seçeneklerini içerir. Karar çocuğun yaşı, ağrı, enfeksiyon, dişin konumu ve oklüzyona göre verilir. Ebeveyn dişi çekmeye veya düzeltmeye çalışmamalıdır.
Travma sonrası çocuk ağlamayı bıraksa bile dudak, diş eti, çene ve diğer dişler kontrol edilmelidir. Beslenme güçlüğü, uyku değişikliği, şişlik, fistül, kötü koku veya diş renginde koyulaşma daha sonra gelişebilir. Süt dişindeki renk değişikliği tek başına hemen kanal tedavisi ya da çekim gerektirmez; enfeksiyon ve klinik bulgular izlenir.
Kayıp süt ön dişi için çoğu zaman boşluk koruyucu gerekmez; konuşma, estetik ve çocuğun yaşı ayrı değerlendirilir. Travmanın kalıcı diş tomurcuğuna olası etkisi yıllar sonra mine lekesi veya sürme değişikliği olarak görülebilir. Bu nedenle olay ve takip bulguları kaydedilmeli, yeni diş sürerken diş hekimi bilgilendirilmelidir.
Muayenede kazanın zamanı, mekanizması, dişin nerede bulunduğu, kuru kalma süresi ve saklama ortamı sorulur. Baş ve boyun yaralanması belirtileri yeniden kontrol edilir. Ağız içi ve dışı fotoğraflar alınabilir; yumuşak dokular, kapanış, diş hareketliliği ve vurma hassasiyeti değerlendirilir. Komşu dişler görünür hasar olmasa da test edilir.
Pulpa canlılık testleri ilk gün yanıltıcı olabilir. Travma sinir iletimini geçici olarak etkileyebilir ve diş canlı olduğu hâlde soğuk teste yanıt vermeyebilir. Tek negatif test üzerinden kanal tedavisi kararı verilmez; kök gelişimi, kırığın derinliği, belirtiler ve sonraki kontrollerdeki değişim birlikte değerlendirilir. Açık pulpa bulunan genç kalıcı dişte canlı dokuyu koruyan tedaviler öncelikli olabilir.
Röntgenler kök kırığı, alveol kemiği, dişin yer değiştirmesi ve yabancı cisim açısından bilgi sağlar. Tek açıdaki film kök kırığını kaçırabilir; farklı açılar gerekebilir. CBCT her travmada rutin değildir, ancak iki boyutlu filmin yanıtlamadığı kök ve kemik sorularında sınırlı alanla düşünülebilir. Görüntüleme klinik kararı desteklemek için kullanılır.
Çene kırığı şüphesinde dişlerin kapanışı değişmiş, alt dudakta uyuşukluk veya basamak deformitesi oluşmuş olabilir. Böyle bir durumda ağız, diş ve çene cerrahisi ya da hastane değerlendirmesi gerekir. Yüz kesilerinde tetanoz aşı durumu ve yabancı cisim kontrolü yapılabilir. Dental onarım, ciddi genel yaralanmalar stabilize edildikten sonra planlanır.
Çok küçük mine kırıkları keskin kenarın kontrollü düzeltilmesi ve polisajla yönetilebilir. Mine-dentin kırığında dentin tübülleri kapatılır; kompozit bonding veya bulunan parçanın yeniden yapıştırılması düşünülebilir. Diş törpüleme yalnız küçük pürüzlerde sınırlı uygulanır; büyük kırığı eşitlemek için sağlam diş dokusu gereksiz yere kısaltılmaz.
Pulpa açılmışsa tedavi hastanın yaşı, kök gelişimi, travmadan geçen süre ve pulpanın durumuna göre değişir. Direkt pulpa örtüsü, parsiyel pulpotomi veya kanal tedavisi seçenekleri vardır. Genç daimi dişte kök gelişiminin sürmesi için canlı pulpanın korunması özellikle değerlidir. Pulpanın görünmesi dişin çekileceği anlamına gelmez.
Kron-kök kırığında hareketli parça çıkarılabilir veya sabitlenebilir; kırık sınırını restorasyona uygun hâle getirmek için ortodontik ekstrüzyon, cerrahi uzatma veya farklı yöntemler değerlendirilebilir. Kırık çok derine ve kökün uzun ekseni boyunca uzanıyorsa dişin korunması mümkün olmayabilir. Karar yalnız kırık parçasının büyüklüğüne değil kalan sağlam doku ve periodontal desteğe bağlıdır.
Kök kırığında dişin konumu düzeltilip esnek splintle stabilize edilebilir. Splint süresi kırığın konumu ve çevre kemik yaralanmasına göre değişir. Bütün kök kırıklarında kanal tedavisi hemen yapılmaz; pulpa nekrozu gelişirse çoğu zaman yalnız koronal parça tedavi edilir. Sert ve uzun süreli splint, fizyolojik hareketi engelleyerek iyileşmeyi olumsuz etkileyebilir.
Geniş arka diş kırıklarında kompozit, onley veya kuron gerekebilir. Azı dişi kırığında dolgu ve çekim kararı çatlağın köke uzanımı, pulpa ve kalan duvarlarla verilir. Kanal tedavili dişler büyük madde kaybı nedeniyle kırılmaya yatkın olabilir; koruyucu üst restorasyon ihtiyacı değerlendirilir.
Travma sonrasında ağrı için kişinin tıbbi durumuna uygun reçetesiz ağrı kesici kullanılabilir. Parasetamol veya ibuprofen herkes için uygun değildir; mide hastalığı, böbrek sorunu, kan sulandırıcı kullanımı, gebelik ve alerji dikkate alınır. Çocuklarda doz kilo ve yaşa göre belirlenir. Aspirin dişin ya da diş etinin üzerine konmaz; kimyasal yanık oluşturabilir.
Soğuk kompres ilk saatlerde dışarıdan kısa aralıklarla uygulanabilir. Buz kırık yüzeye doğrudan değdirilmez. Çok sıcak, soğuk, sert ve yapışkan yiyeceklerden kaçınılır; yumuşak besinler diğer tarafla çiğnenir. Kırık dişe bastırarak ağrının sürüp sürmediğini test etmek çatlağı veya hareketi artırabilir.
Antibiyotik kırık dişin rutin tedavisi değildir. Avülsiyon, kirli yara, cerrahi durum veya sistemik enfeksiyon riski gibi belirli koşullarda hekim tarafından reçete edilebilir. Yüz şişliği ve ateşte yalnız antibiyotikle beklemek enfeksiyon kaynağını ortadan kaldırmaz. Reçetede verilen doz ve süre izlenmeli, başkasının ilacı kullanılmamalıdır.
Anestezi geçtikten sonra giderek artan ağrı, gece uyandıran zonklama, sıcakla uzun süren sızı veya ısırmada keskin ağrı pulpa ve çatlak açısından yeniden değerlendirilmelidir. İlk gün hafif hassasiyet beklenebilse de seyir önemlidir. Ağrının bir süre sonra kendiliğinden geçmesi pulpanın iyileştiğini kanıtlamaz; canlılık kaybında da ağrı azalabilir.
Çocuklarda kök gelişimi tamamlanmamış kalıcı dişlerin tedavisi erişkinlerden farklıdır. Açık kök ucunda pulpa canlılığını korumak kökün uzamaya ve duvarlarının kalınlaşmaya devam etmesini sağlayabilir. Bu nedenle kırıkta açıkta kalan pulpanın erken ve koruyucu tedavisi önemlidir. Kanal tedavisi gerekirse apeksifikasyon veya rejeneratif endodontik seçenekler değerlendirilebilir.
Çocuk olaydan korkmuş olabilir; zorla uzun işlem yapmak travma kaygısını artırabilir. Önce ağrı ve açık yüzey kontrol edilir, gerekirse tedavi aşamalara bölünür. Ebeveyn sakin ve basit dil kullanmalı, çocuğu suçlamamalıdır. “Bir daha koşarsan dişçide iğne yapılır” gibi tehditler sonraki bakım iş birliğini zorlaştırır.
Okul ve spor kazalarında olay saati, bilinç durumu ve bulunan parçanın saklama şekli kaydedilmelidir. Öğretmen ve antrenörler kalıcı diş avülsiyonunun aciliyetini bilmeli, uygun saklama solüsyonuna erişebilmelidir. Kask ve ağız koruyucu riski azaltabilir; hazır kaynat-ısır tipler ile kişiye özel koruyucular tutuculuk ve konfor bakımından farklıdır.
Travma sonrası dişin rengi gri, sarı veya pembe olabilir. Renk değişikliği pulpa kanaması, kanal daralması veya nekrozla ilişkili olabilir; tek başına kesin tanı değildir. Fistül, şişlik, perküsyon sesi ve röntgen değişimleriyle birlikte takip edilir. Çocuğun ağrı bildirmemesi kontrol ihtiyacını ortadan kaldırmaz.
Dental travmanın bazı sonuçları haftalar veya aylar sonra ortaya çıkar. Pulpa nekrozu, kök rezorpsiyonu, ankiloz, kanalın daralması ve kök gelişiminin durması erken muayenede görülmeyebilir. Kontrol aralığı yaralanmanın türüne göre planlanır; klinik testler ve röntgenler aynı referanslarla karşılaştırılır. Her kontrolde gereksiz görüntüleme yapılmaz, ancak riskli dönemde takip aksatılmaz.
Avülse edilip yerine konan dişte esnek splint genellikle kısa süre kullanılır; alveol kemiği kırığı gibi durumlarda süre uzayabilir. Splintin kopması, dişin yükselmesi veya kapanışta temas etmesi kontrol gerektirir. Hasta splinti kendisi sıkıştırmamalı veya yapıştırmamalıdır. Yumuşak fırçayla hijyen sürdürülür ve önerilen beslenme uygulanır.
Travmalı diş yıllar sonra renk değiştirebilir veya kök çevresinde lezyon gelişebilir. Önceden travma bilgisi yeni hekime verilmelidir. Fotoğraf ve röntgen kayıtları tanıyı kolaylaştırır. Diş kaybedilirse büyüme çağındaki çocukta implant hemen uygun olmayabilir; geçici ve büyümeyi koruyan çözümler planlanır.
Tedavi edilen kırık diş spor sırasında yeni travmaya karşı korunmalıdır. Kişiye özel ağız koruyucu, temas sporlarında yükü dağıtmaya yardımcı olabilir. Bruksizm varsa gece plağı restorasyonun korunmasına katkı sağlayabilir; travma için spor koruyucusuyla aynı tasarım değildir. Sert kabukları ve paketleri dişle açmak, buz çiğnemek ve kalem ısırmak bırakılmalıdır.
Kalıcı dişin yerinden çıkması, dişin belirgin biçimde yer değiştirmesi, pulpanın açık olduğu kırık, kontrol edilemeyen kanama ve ciddi yüz yaralanması acil değerlendirme gerektirir. Nefes alma veya yutma güçlüğü, hızla artan şişlik, bilinç değişikliği ve nörolojik belirti varsa hastanenin acil birimine başvurulur. Dental kliniğe giderken tıbbi acil durumu geciktirmek doğru değildir.
Travma küçük olsa bile çene kapanışı değişmişse, ağız açılamıyorsa, alt dudakta uyuşukluk veya çene hattında basamak hissi varsa çene kırığı düşünülür. Kulaktan kanama, şiddetli baş ağrısı ve tekrarlayan kusma baş yaralanması açısından önemlidir. Sporcu oyuna geri gönderilmeden sarsıntı protokolüne göre değerlendirilmelidir.
Diş kırığı travma olmadan yemek sırasında oluştuysa altta büyük çürük veya çatlak bulunabilir. Yüz şişliği, ateş, kötü tat ve genel halsizlik enfeksiyon göstergesidir. Bağışıklığı baskılanmış, kontrolsüz diyabeti olan veya ciddi sistemik hastalığı bulunan kişilerde daha erken değerlendirme gerekir. Ağrının şiddeti tek başına enfeksiyonun yaygınlığını göstermez.
Kırık sonrası parçanın solunum yoluna kaçtığından şüpheleniliyorsa öksürük, hırıltı, göğüs ağrısı ve nefes darlığı izlenir. Bu durumda diş randevusundan önce acil tıbbi değerlendirme gerekir. Yutulan keskin veya büyük restorasyon parçalarında da hekim yönlendirmesi alınmalıdır. Evde kusturmaya çalışmak uygun değildir.
Bir diş ekmek, yumuşak yemek veya normal çiğneme sırasında kırıldıysa çoğu zaman dokuyu daha önce zayıflatan bir durum vardır. Geniş çürük, büyük eski dolgu, dolgunun altında yeniden başlayan çürük, çatlak, asit erozyonu veya ileri aşınma diş duvarlarını inceltebilir. O anda yenilen gıda kırığın tek nedeni olmayabilir; zayıflamış duvara gelen son yük olabilir. Yalnız kopan alanı doldurmadan önce kalan dokunun kalınlığı ve hastalığın nedeni değerlendirilmelidir.
Kanal tedavili diş canlı pulpa içermediği için her zaman “kurumuş” sayılmaz; kırılma eğilimi çoğunlukla tedavi öncesindeki büyük çürük, giriş kavitesi ve kalan duvar kaybıyla ilişkilidir. Arka dişlerde tüberkülleri örten onley veya kuron benzeri restorasyon gerekebilir. Her kanal tedavili diş aynı restorasyonu gerektirmez. Ön dişte küçük giriş ve yeterli doku varsa daha koruyucu bir plan mümkün olabilir.
Diş sıkma ve gıcırdatma, tekrarlayan yükle mine çatlaklarını ilerletebilir. Sabah çene yorgunluğu, düzleşmiş diş kenarları, yanak içinde çizgi ve restorasyonlarda tekrarlayan kırık ipucu olabilir. Gece plağı mevcut çatlağı birleştirmez; kuvvet dağılımını yönetmeye yardımcı olabilir. Kapanıştaki tek bir yüksek dolgu da belirli dişe aşırı yük bindirebilir ve ayarlanmalıdır.
Sert kabuk, buz, çekirdek, kemik parçası ve paketleri dişle açmak ani kırığa yol açabilir. Dil veya dudak piercingi diş yüzeyine tekrar tekrar çarparak çatlak ve diş eti çekilmesi oluşturabilir. Yaşa bağlı aşınma ve mine altındaki dentinin değişimi de direnci etkiler. Nedeni bulunmadan yalnız kırık yüzeyin düzeltilmesi, aynı bölgede yeniden kırılma riskini sürdürebilir.
Kırık dişi alkol, kolonya veya yoğun antiseptikle temizlemek pulpa ve yumuşak dokuyu tahriş edebilir. Parçayı çamaşır suyu, oksijenli su veya sıcak suya koymak yeniden yapıştırma ihtimalini azaltabilir. Dişin keskin kenarını törpülemek, makasla kesmek veya ev tipi cihazla düzeltmek geri dönüşü olmayan doku kaybı yaratır. Bölgeyi yalnız temiz suyla nazikçe çalkalamak ve profesyonel yardım almak yeterlidir.
Yerinden çıkan kalıcı dişi kökünden tutmak, kuru peçeteye sarmak, kök üzerindeki dokuyu kazımak veya saatlerce normal suda bekletmek periodontal ligament hücrelerine zarar verir. Dişi yuvaya yerleştirirken güçlü basınç kullanılmaz. Doğru yön bilinmiyorsa ya da kişi bilinçli değilse yeniden yerleştirmeye çalışılmadan uygun sıvıda taşınır. Süt dişi olduğundan şüpheleniliyorsa yerine takılmaz.
Geçici rahatlama için kırığın üzerine aspirin, karanfil yağı veya ezilmiş ilaç yerleştirilmemelidir. Bu maddeler diş eti yanığı ve tahriş oluşturabilir. Ağrı kesici sistemik olarak kullanılacaksa kişinin hastalıkları ve ilaçları dikkate alınır. Ağrı geçince sert gıdayla dişi denemek, hareketli parçayı koparmak veya restorasyonu zorla yerine bastırmak hasarı büyütebilir.
Travma fotoğrafı çekmek ve olay saatini kaydetmek yararlıdır; bunun için tedavi geciktirilmemelidir. Diş parçası, yerinden çıkan diş ve eski restorasyon ayrı kapta götürülür. Aşı bilgisi, kullanılan ilaçlar ve başa darbe belirtileri sağlık ekibiyle paylaşılır. İlk 24 saatte doğru saklama ve hızlı değerlendirme, sonraki estetik işlemlerden daha önceliklidir.
Parça uygun biçimde ve nemli saklandıysa, kırık hattı ile kalan diş elverişliyse yeniden yapıştırma düşünülebilir.
Hayır. Pulpa, kök veya çevre kemik etkilenmiş olabilir; erken muayene koruyucu tedavi seçeneklerini artırabilir.
Uzun süre su uygun değildir; süt, serum fizyolojik veya özel diş saklama solüsyonu daha iyi seçeneklerdir.
Kalıcı diş kirliyse köke dokunmadan kısa süre süt, serum fizyolojik veya temiz suyla nazikçe durulanabilir; fırçalanmaz.
Hayır. Yerinden çıkan süt dişi, gelişmekte olan kalıcı dişe zarar verme riski nedeniyle yeniden yerine konmaz.
Hayır. Ev yapıştırıcıları ağız dokusuna uygun değildir ve profesyonel onarımı zorlaştırabilir.
Rutin olarak gerekmez; avülsiyon, kirli yara veya enfeksiyon gibi belirli durumlarda hekim karar verir.
Hayır. Kırığın derinliği ve kalan dokuya göre bonding, parça yapıştırma, kanal tedavisi veya kuronla korunabilir.
Pulpa kanaması, kanalın daralması veya canlılık kaybı renk değişikliği yapabilir; muayene ve takip gerekir.
Temas sporlarında uygun ağız koruyucu, yüz ekipmanı ve güvenli spor kuralları travma riskini azaltmaya yardımcı olur.
Diş kırıldığında parçayı bulmak, nemli saklamak, kanamayı basıyla kontrol etmek ve profesyonel değerlendirmeyi geciktirmemek dişin korunma şansını artırabilir. Yerinden çıkan kalıcı dişte köke dokunmamak ve uygun ortamda taşımak gerekir; süt dişi yeniden yerine takılmaz. Baş-boyun travması, nefes alma güçlüğü, bilinç değişikliği veya durmayan kanama varsa öncelik acil tıbbi yardımdır.
İlk onarım başarılı görünse bile pulpa ve kök çevresi zaman içinde değişebilir. Planlanan kontrollere gitmek, renk değişimi, fistül, hareketlilik ve yeni ağrıyı bildirmek gerekir. Tedavi küçük polisajdan parça yapıştırmaya, canlı pulpa tedavisinden kanal tedavisi veya kurona kadar değişebilir. En koruyucu seçenek, kırığın gerçek derinliği ve dişin gelişim durumuna göre belirlenir.