

Diş hekimi koltuğuna oturdunuz, hekiminiz sadece bir ayna ile ağzınıza bakmak istedi veya röntgen filmini yerleştirmeye çalıştı. O an boğazınızda bir kasılma hissettiniz, gözleriniz yaşardı ve öğürmeye başladınız. Hekiminiz durdu, siz ise mahcup bir şekilde “Özür dilerim, midem çok hassas” dediniz. Bu senaryo size tanıdık geliyorsa, yalnız değilsiniz.
Tıp literatüründe “Gag Refleks” olarak bilinen öğürme refleksi, hastaların diş tedavisinden kaçmasının en büyük sebeplerinden biridir. Birçok hasta bu durumu “şımarıklık” veya “dayanıksızlık” olarak görür ve utanır. Oysa bu, vücudunuzun boğulmayı önlemek için geliştirdiği tamamen doğal ve istemsiz bir savunma mekanizmasıdır.
Bu kapsamlı rehberde, Şişli Diş Hekimi Dt. Özlem Özcan olarak; bu güçlü refleksi nasıl kontrol altına alabileceğinizi, evde uygulayabileceğiniz pratik hileleri (life hacks) ve kliniğimizde kullandığımız ileri teknoloji çözümleri (dijital ölçü ve sedasyon) tüm detaylarıyla anlatacağım.
Sorunu çözmek için kaynağını anlamalıyız. Öğürme refleksinin iki temel tetikleyicisi vardır:
Yumuşak damak, dil kökü veya bademcik bölgesine bir cisim değdiğinde, beyin “Yabancı cisim var, soluk borusu tıkanabilir!” alarmını verir. Vagus siniri uyarılır ve boğaz kasları kasılarak cismi dışarı atmaya çalışır. Bazı insanlarda bu bölge aşırı hassastır.
Korku, kontrol kaybı hissi ve geçmiş travmalar refleksi şiddetlendirir. Bazen alet daha ağza girmeden, sadece düşüncesi bile öğürmeyi tetikleyebilir. Buna “Psikojenik Öğürme” denir.
Randevunuza gitmeden önce yapacağınız bazı hazırlıklar, süreci çok daha kolay hale getirebilir:
İşlem sırasında öğürme hissi geldiğinde şu yöntemleri deneyin. İşe yaradıklarına şaşıracaksınız:
Bu altın kuraldır. İnsan anatomisi gereği, burnunuzdan derin nefes alırken aynı anda öğürmeniz neredeyse imkansızdır. Gözlerinizi kapatın ve sadece nefes alıp verişinize odaklanın.
Eski ama etkili bir yöntemdir. Dilinizin ucuna veya dil kökünüze çok az miktarda sofra tuzu koymak, tat tomurcuklarını şaşırtarak beyindeki öğürme sinyalini kısa devre yaptırabilir.
Sol elinizin baş parmağını avucunuzun içine alın ve diğer dört parmağınızla sıkıca yumruk yapın. Bu baskı noktası (akupressür), bazı hastalarda öğürme refleksini baskılar.
Öğürme hissi geldiğinde sol bacağınızı havaya kaldırıp orada tutmaya çalışın. Beyniniz odağını boğazınızdan bacağınıza (kas yorgunluğuna) kaydırır. Dikkat dağıtma (Distraksiyon) en iyi ilaçtır.
Siz elinizden geleni yaptınız ama refleksiniz hala çok güçlü. İşte bu noktada biz devreye giriyoruz. Kliniğimizde uyguladığımız protokoller şunlardır:
Öğürme refleksini en çok tetikleyen şey, diş ölçüsü almak için kullanılan o büyük kaşıklar ve içindeki akışkan hamurlardır.
Çözüm: Kliniğimizde Ağız İçi Tarayıcı (Digital Scanner) kullanıyoruz. Küçük bir kamera ucuyla dişlerinizi saniyeler içinde tarıyoruz. Ağzınıza kocaman kaşıklar girmiyor, hamur akmıyor, bekleme süresi yok. Bu teknoloji, öğürme refleksi olanlar için bir devrimdir.
İşlemden önce yumuşak damak ve dil köküne “uyuşturucu sprey” (Lidokain) sıkarak o bölgeyi geçici olarak hissizleştiriyoruz. Temas hissedilmediği için refleks tetiklenmiyor.
Özellikle kanal tedavisi veya dolgu yapılırken, dişin etrafına takılan bu lastik örtü, suyun ve aletlerin boğazınıza değmesini engeller. Boğazınızla işlem bölgesi arasına bir duvar örülür. Kendinizi çok daha güvende hissedersiniz.
Refleksi olan hastaları tam yatırmayız. Yerçekiminin etkisiyle tükürüğün boğaza kaçmasını önlemek için hastayı daha dik (45 derece) pozisyonda tedavi ederiz.
“Ne yaparsam yapayım olmuyor, alet ağzıma girdiği an kasılıyorum” diyorsanız, kendinizi zorlamanıza gerek yok. Modern tıbbın sunduğu en konforlu çözüm Sedasyondur.
Bilinçli Sedasyon yöntemiyle, damar yolundan verilen rahatlatıcı ilaçlar sizi derin bir uyku/gevşeme haline sokar.
Aşırı öğürme refleksi olan hastalarımız için sedasyon, “sihirli bir değnek” gibidir.
Ağız içine yerleştirilen küçük röntgen filmleri (sensörler) damağa batıp öğürme yapabilir.
İpucu: Hekiminiz filmi yerleştirirken nefesinizi tutmayın. Tam o anda burnunuzdan hızlı ve sesli nefes alıp vermeye başlayın. Ayrıca ayak parmaklarınızı kıvırıp sıkmak da odağı dağıtacaktır.
Kısmen evet. Bazı insanların anatomik yapısı (büyük dil, sarkık yumuşak damak) veya sinir sistemi hassasiyeti genetik olabilir. Ancak büyük bir kısmı psikolojik koşullanma ile ilgilidir.
Lütfen bunun için endişelenmeyin. Biz diş hekimleri buna alışığız ve hazırlıklıyız. Yanımızda her zaman güçlü vakum cihazları (aspiratörler) vardır. Mideniz bulandığında hemen aspiratörle müdahale eder ve sizi rahatlatırız. Bu utanılacak bir durum değildir.
Evet, bazı hastalarda medikal hipnoz teknikleri veya “akupunktur” noktalarının uyarılması refleksi azaltabilir. Ancak en garantili ve hızlı medikal yöntem sedasyondur.
Özellikle üst damak protezleri, damağın arka kısmına (yumuşak damağa) uzanırsa bulantı yapar. Hekiminiz protezin arka sınırını kısaltabilir. Eğer bu da çözüm olmazsa, damağı açık bırakan “İmplant Destekli Protezler” tek kesin çözümdür. (Bkz: Damaksız Protez Konforu).
Öğürme refleksi, dişsiz kalmanız için bir sebep değildir. Bu sizin suçunuz veya eksikliğiniz de değildir. Doğru teknikler, teknolojik cihazlar ve anlayışlı bir hekimle bu sorunu aşabilirsiniz.
“Midem bulanır diye gidemiyorum” demeyin. Sizi anlayan ve buna uygun tedavi protokolleri sunan İstanbul En İyi Diş Doktoru olarak hizmet veren Dt. Özlem Özcan kliniğine başvurun. İster dijital ölçüyle, ister sedasyonla; konforlu bir tedavi deneyimi sizi bekliyor.
Gag refleksi yönetimi ve teknikleri hakkında daha fazla bilimsel bilgi için NCBI – Management of Gag Reflex in Dentistry makalesini inceleyebilirsiniz.