

Diş hekimi koltuğunda uzanmış, ağrınızın dinmesi için yapılan Kanal Tedavisi işleminin bitmesini bekliyorsunuz. Her şey yolunda giderken hekiminiz duruyor ve size şu cümleyi kuruyor: “Maalesef kanalın içinde küçük bir alet parçası kırıldı.”
O an aklınızdan binlerce korkutucu senaryo geçebilir: “Kanal tedavisi sırasında iğne kırılması beni zehirler mi?”, “Ameliyat mı olacağım?”, “Dişimi çektirmek zorunda mı kalacağım?”. Bu endişelerinizde son derece haklısınız; çünkü “iğne kırılması” tabiri, hastalarımızın zihninde genellikle aşı yapılan enjektör iğnelerinin diş etine saplanması gibi yanlış ve korkutucu bir imaj yaratır.
Diş Hekimi Özlem Özcan olarak, endodonti (kanal tedavisi) pratiğinde nadir de olsa karşılaşabildiğimiz bu durumu tüm şeffaflığıyla, bilimsel gerçeklerle ve çözüm yollarıyla bu rehberde anlatıyoruz. Amacımız korkularınızı bilgiyle yenmenizi sağlamak.
Halk arasında “kanal tedavisi sırasında iğne kırılması” olarak bilinen durum, aslında enjektör iğnesinin kırılması değildir. Kırılan parça, dişin kök kanallarını temizlemek ve şekillendirmek için kullandığımız, saç teli kadar ince ve esnek olan “Kanal Eğesi” (File) adlı tıbbi enstrümandır.
Bu aletler, paslanmaz çelik veya Nikel-Titanyum (NiTi) alaşımlarından üretilir. Son derece esnek olmalarına rağmen, diş kanallarının karmaşık anatomisi (aşırı eğrilik, darlık veya kireçlenme) karşısında bazen metal yorgunluğuna yenik düşerek kırılabilirler.
En büyük korkunuzu hemen giderelim: Hayır, bu parça sizi zehirlemez, paslanmaz veya kanınıza karışıp kalbinize gitmez.
Kullanılan kanal eğeleri biyouyumlu malzemelerden üretilmiştir. Yani vücut dokularıyla dosttur ve alerjik reaksiyon veya toksik etki yaratmazlar. Sorun parçanın varlığı değil, o parçanın kanalın ucunu tıkaması nedeniyle o bölgenin tam olarak temizlenememesidir.
Bir hekim ne kadar tecrübeli olursa olsun, kanal anatomisinin zorluklarına bağlı olarak bu komplikasyonla karşılaşabilir. Literatürde görülme sıklığı %0.39 ile %5 arasında değişmektedir. Temel sebepler şunlardır:
Kanal tedavisi sırasında iğne kırılması durumunda dişin çekilmesi ilk seçenek değildir. Modern diş hekimliğinde bu dişi kurtarmak için uyguladığımız 4 temel strateji vardır:
Eğer kırılan parça kanalın girişinde veya orta kısmındaysa ve görülebiliyorsa, özel Ultrasonik Cihazlar ve mikroskop altında yapılan hassas işlemlerle parça titreştirilerek yerinden oynatılır ve dışarı alınır. Bu işlem, uzmanlık ve sabır gerektiren bir prosedürdür.
Parça çok derindeyse veya sıkışmışsa, çıkarmaya çalışmak köke zarar verebilir (çatlatabilir). Bu durumda parçayı yerinde bırakıp, yanından ince aletlerle geçerek (bypass) kanalın sonuna kadar ulaşırız. Böylece kök ucu temizlenir ve tedavi, parça içeride hapsedilerek başarıyla tamamlanır.
Eğer dişin kök ucunda önceden bir enfeksiyon (apse) yoksa ve parça, kanalın temizliği büyük oranda yapıldıktan sonra kırıldıysa; parça güvenli bir dolgu malzemesi gibi kabul edilerek orada bırakılabilir. Bu durumda düzenli radyografik takip yapılır. İstatistikler, bu dişlerin %90’dan fazlasının ağızda sağlıklı şekilde kaldığını göstermektedir.
Eğer parça çıkarılamıyor, bypass edilemiyor ve kök ucunda enfeksiyon gelişiyorsa; dişin çekilmesine gerek kalmadan Apikal Rezeksiyon denilen küçük bir cerrahi işlem uygulanır. Bu işlemde diş etinden girilerek kök ucu ve oradaki enfeksiyon (kırık parça ile birlikte) kesilip alınır.
Hastalarımız haklı olarak “Acaba doktorum hata mı yaptı?” diye düşünebilir. Ancak Türk Dişhekimleri Birliği (TDB) ve uluslararası endodonti dernekleri, alet kırılmasını bir “tıbbi hata” (malpraktis) değil, tedavinin doğasında var olan bir “komplikasyon” (istenmeyen durum) olarak kabul eder.
Önemli olan hekiminizin bu durumu fark etmesi, size şeffaf bir şekilde açıklaması ve gerekli tedavi/yönlendirmeyi yapmasıdır.
Kırık parçanın kendisi değil, o parçanın arkasında kalan ve temizlenemeyen bakteriler risk oluşturur. Eğer kanal tedavisi sırasında iğne kırılması sonrası uygun tedavi yapılmazsa:
Bu nedenle, kırık alet varlığında “bekleyelim görelim” yerine, hekiminizin önerdiği tedavi planına (bypass, cerrahi vb.) sadık kalmak dişin ömrünü uzatır.
Hayır. Günümüzde kullanılan kanal aletleri (NiTi veya Çelik) ve dolgu maddeleri manyetik rezonans görüntülemeye engel değildir. Ancak görüntüde ufak bir parlama (artefakt) yapabilir, bunu radyoloji teknisyenine belirtmeniz yeterlidir.
Başarılı bir şekilde bypass edilen veya temizlenen, üst dolgusu sızdırmaz şekilde yapılan dişler, hiç kırık olmayan dişler kadar uzun yıllar ağzınızda kalabilir. Önemli olan parçanın varlığı değil, kanalın sızdırmazlığıdır.
Kesinlikle hayır. Diş çekimi her zaman en son çare olarak düşünülmelidir. Kendi doğal dişiniz, en iyi implanttan bile daha değerlidir. Endodontik yöntemler ve cerrahi seçenekler denenmeden Diş Çekimi kararı verilmemelidir.
Özetle; kanal tedavisi sırasında iğne kırılması, can sıkıcı bir sürpriz olsa da dünyanın sonu değildir. Gelişmiş teknoloji ve uzman hekim yaklaşımıyla bu dişlerin çok büyük bir kısmı kurtarılabilmektedir.
Eğer daha önce kanal tedavisi görmüş dişinizde ağrı hissediyorsanız veya yarım kalmış bir tedaviniz varsa, durumu ertelemek enfeksiyon riskini artırır. Güvenilir ve şeffaf bir tedavi süreci için Dt. Özlem Özcan kliniğimizle iletişime geçebilir, detaylı muayene için randevunuzu oluşturabilirsiniz.
Sağlıklı gülüşler dileriz.