

Diş kaynaklı baş ağrısı ve migren ilişkisi tek yönlü bir neden-sonuç ilişkisi değildir. İltihaplı veya çatlak bir dişten gelen ağrı şakak, kulak ve yüz bölgesine yayılabilir; çiğneme kası ve çene eklemi ağrısı baş ağrısıyla birlikte görülebilir. Ancak migren nörolojik bir baş ağrısı hastalığıdır ve yalnız çürük, kapanış ya da diş sıkma ile açıklanmaz. Diş tedavisi gerçek bir dental ağrı kaynağını giderir; migrenin bütün ataklarını tedavi edeceği varsayılmamalıdır.
Ayırıcı değerlendirmede ağrının yeri kadar karakteri, süresi, tetikleyicileri ve eşlik eden belirtileri önemlidir. Tek dişte sıcak-soğukla artan veya ısırınca belirginleşen ağrı dental kaynağı; zonklama, bulantı, ışık-ses hassasiyeti ve aktiviteyle kötüleşme migreni düşündürebilir. Sabah şakak ve çene yorgunluğu bruksizmle ilişkili olabilir. Yeni başlayan çok şiddetli baş ağrısı, nörolojik belirti, ateş veya bilinç değişikliği acil tıbbi değerlendirme gerektirir.
Dişler, çiğneme kasları, çene eklemi ve yüzün büyük bölümü trigeminal sinirin farklı dallarıyla duyusal ileti taşır. Beyin yakın bölgelerden gelen sinyallerin kaynağını her zaman tam ayıramayabilir; bu nedenle bir azı dişindeki iltihap kulak veya şakak ağrısı gibi hissedilebilir. Yansıyan ağrı, sorunun hissedilen bölgede olmadığı anlamına gelir. Kaynağı bulmak için dişlere tek tek test yapılması gerekebilir.
Üst arka dişlerin kökleri maksiller sinüse yakın olabilir. Sinüs iltihabında birden fazla üst dişte basınç ve hassasiyet hissedilebilir; dental enfeksiyon da sinüs tabanını etkileyebilir. Tek bir röntgen veya “öne eğilince ağrı” bulgusu her iki durumu kesin ayırmaz. Burun tıkanıklığı, akıntı, ateş, diş canlılık testleri ve görüntüleme birlikte değerlendirilir.
Alt diş ağrısı kulak çevresine veya çene köşesine yayılabilir. Çatlak diş, derin çürük, pulpa iltihabı ve apse farklı ağrı örüntüleri oluşturur. Ağrı kesiciyle geçici rahatlama kaynağın iyileştiğini göstermez. Sinir dokusu canlılığını kaybettiğinde ağrı azalabilir, ancak kök çevresindeki enfeksiyon ilerleyebilir. Şişlik ve sistemik belirti varsa değerlendirme ertelenmemelidir.
İçerik Dt. Özlem Özcan tarafından hazırlanmış ve dental açıdan değerlendirilmiştir.
Derin çürük ve pulpa iltihabında ağrı kendiliğinden başlayabilir, gece artabilir ve sıcak-soğuk uyaran sonrasında uzun sürebilir. Hasta hangi dişin ağrıdığını ayırt edemeyebilir. Ağrı aynı taraftaki şakak veya kulağa yayılabilir. Klinik muayene, soğuk testi, vurma ve ısırma testleri ile röntgen kullanılır. Sadece ağrının gösterildiği dişi tedavi etmek yanlış dişe işlem riskini artırır.
Çatlak dişte sert gıdayı ısırırken veya bırakırken keskin ağrı görülebilir. Çatlak her zaman röntgende görünmez; büyütme, ışık geçirme ve bölgesel ısırma testi yardımcı olabilir. Bruksizm çatlak riskine katkıda bulunabilir, ancak her çatlak diş sıkmadan kaynaklanmaz. Restorasyon boyutu, diş dokusu ve travma da önemlidir.
Diş apsesinde lokal ağrı, ısırma hassasiyeti, diş eti veya yüz şişliği, kötü tat ve ateş oluşabilir. Enfeksiyon boyun veya göz çevresine yayılırsa ciddi durum gelişebilir. Yutma-nefes alma güçlüğü, hızla artan şişlik ve genel durum bozulması acil hastane değerlendirmesi gerektirir. Antibiyotik çoğu dental kaynağı tek başına ortadan kaldırmaz; drenaj, kanal tedavisi veya çekim gerekebilir.
Migren çoğunlukla ataklar hâlinde gelen, orta veya şiddetli baş ağrısıdır. Ağrı tek taraflı olabilir fakat her zaman değildir; zonklayıcı olabilir ve rutin fiziksel aktiviteyle kötüleşebilir. Bulantı, kusma, ışık ve ses hassasiyeti eşlik edebilir. Atak saatler veya günler sürebilir. Bu özelliklerin tümü her kişide bulunmaz ve kesin tanı hekim değerlendirmesi gerektirir.
Bazı kişilerde aura denilen geçici görsel, duyusal veya konuşmayla ilişkili belirtiler ağrıdan önce veya ağrıyla birlikte görülebilir. İlk kez ortaya çıkan aura, uzun süren nörolojik belirti veya güçsüzlük inme gibi acil durumlarla karışabilir. Hasta daha önce migren tanısı olsa bile alışılmış ataktan belirgin farklı bir tabloyu yalnız migren kabul etmemelidir.
Migren sırasında yüz, çene ve dişlerde ağrı hissedilebilir. Bu durum dişlerde hastalık olduğu anlamına gelmeyebilir. Gereksiz kanal tedavisi veya çekim ağrıyı çözmeyebilir ve geri dönüşsüz doku kaybına neden olur. Dental testler normal, ağrı ataklarla ve migren belirtileriyle ilişkiliyse nöroloji değerlendirmesi önemlidir. Migren ilaçları diş hekimi tarafından rastgele değiştirilmemelidir.
Diş sıkma belirtileri arasında sabah çene ve şakak yorgunluğu bulunabilir. Temporal ve masseter kaslarının uzun süreli etkinliği künt, baskı tarzında ağrı oluşturabilir. Uyanıklık bruksizminde ağrı gün sonunda yoğun konsantrasyon veya stres sonrasında artabilir. Uyku bruksizminde kişi davranışı hatırlamaz; partner gıcırdatma sesi duyabilir.
Bruksizm ile migren aynı hastalık değildir. Birlikte bulunabilir ve ortak ağrı hassasiyeti, uyku bozukluğu veya stres gibi etkenlerden etkilenebilirler. Baş ağrısı olan kişide diş aşınması görülmesi, migrenin bruksizmden kaynaklandığını kanıtlamaz. Aşınma geçmiş dönemde veya asit erozyonuyla oluşmuş olabilir. Güncel kas ağrısı ve davranış ayrı değerlendirilir.
Gece plağı dişleri koruyabilir ve bazı kişilerde kas yakınmasını azaltabilir; migren için standart tedavi değildir. Plağın ardından migren ataklarının azalması değerli bir gözlem olabilir, fakat nörolojik tedavinin bırakılması için yeterli değildir. Gece plağı kişiye özel hazırlanmalı ve uyku apnesi şüphesinde cihaz seçimi ayrıca değerlendirilmelidir.
Temporomandibular bozukluklar çene eklemi, çiğneme kasları ve ilişkili dokuları etkileyen durumları kapsar. Kulak önünde ağrı, çiğnemeyle artış, ağız açmada kısıtlılık ve eklem sesi görülebilir. Çene veya kas hareketiyle tanıdık baş ağrısının artması TME ilişkisini düşündürebilir. Ancak ağrısız çene eklemi kütlemesi tek başına baş ağrısı nedeni kabul edilmez.
TME ağrısı ve migren birlikte bulunduğunda her iki durum birbirinin yükünü artırabilir. Kronik ağrıda sinir sisteminin hassaslaşması dokunma ve hareketin daha ağrılı algılanmasına yol açabilir. Bu birliktelik, bütün migren tedavisini dişlere yöneltmek yerine diş hekimi ve nöroloğun kendi tanı ölçütleriyle değerlendirme yapmasını gerektirir. Tedavi hedefleri ayrı kaydedilmelidir.
Çene eklemi için ilk yaklaşım çoğunlukla öz bakım, geçici yük azaltma, uygun egzersiz, fizik tedavi ve gerektiğinde plak gibi geri dönüşlü seçeneklerdir. Sağlıklı dişleri aşındırmak veya kapsamlı kaplama yapmak baş ağrısını tedavi etmek amacıyla ilk basamak değildir. Cerrahi yalnız seçilmiş yapısal ve işlevsel sorunlarda değerlendirilir.
Sinüs basıncı üst dişlere ve yüze yayılabilir. Burun tıkanıklığı, koyu akıntı, koku azalması ve üst solunum yolu enfeksiyonu öyküsü sinüs kaynağını düşündürebilir. Bununla birlikte dental enfeksiyon tek taraflı sinüs sorununa yol açabilir. Üst dişlerin canlılık ve ısırma testleri, kulak burun boğaz muayenesi ve gerektiğinde görüntüleme kullanılır.
Kulak enfeksiyonu veya başka kulak hastalıkları çene hareketi sırasında ağrı yaratabilir. İşitme azalması, akıntı, ateş ve belirgin baş dönmesi kulak değerlendirmesi gerektirir. Çene eklemi kulağa yakın olduğu için hasta ağrıyı kulak içinde hissedebilir. Tek taraflı çınlama veya ani işitme kaybı yalnız TME’ye bağlanmamalıdır.
Boyun kasları ve servikal yapılar başa yansıyan ağrı oluşturabilir. Postür, travma ve hareketle ilişki değerlendirilir. Çene kaslarıyla boyun kaslarının aynı anda hassas olması tek bir kaynağı kanıtlamaz. Fizik tedavi veya nöroloji değerlendirmesi gerekebilir. Yüz ve çene ağrısında farklı bölgelerin birlikte incelenmesi gereksiz dental işlemleri önler.
Ağrının ne zaman başladığı, ne kadar sürdüğü ve hangi uyaranla değiştiği ayrıntılı biçimde sorgulanır. Sıcak-soğuk, ısırma, çiğneme, fiziksel aktivite, ışık, ses ve uyku ilişkisi kaydedilir. Tek taraflı mı, yer değiştiriyor mu, bulantı veya görsel belirti var mı değerlendirilir. Kullanılan ağrı kesiciler ve aylık ağrılı gün sayısı tanıda önemlidir.
Dişler çürük, çatlak, hareketlilik ve restorasyonlar açısından incelenir. Soğuk ve elektrikli pulpa testleri, perküsyon, palpasyon ve ısırma testleri kullanılır. Tek bir test kesin sonuç vermeyebilir; komşu ve karşı dişlerle karşılaştırılır. Röntgende görülen eski dolgu veya kök ucu gölgesi ağrının kaynağı kabul edilmeden klinikle eşleştirilmelidir.
Kaslar ve çene eklemi değerlendirilir; ağız açıklığı, hareket yolu ve sesler kaydedilir. Muayene basıncı hastanın tanıdığı ağrıyı oluşturuyor mu sorulur. Baş ağrısı örüntüsü migren veya başka primer baş ağrısını düşündürüyorsa nörolojiye yönlendirilir. Dental ve nörolojik nedenler aynı kişide birlikte bulunabilir; birinin saptanması diğerini dışlamaz.
Ani başlayan ve yaşamın en şiddetli ağrısı olarak tarif edilen baş ağrısı, güçsüzlük, konuşma veya görme bozukluğu, bilinç değişikliği, nöbet ve ense sertliği acil değerlendirme gerektirir. Ateş, kafa travması, gebelik, bağışıklık baskılanması veya ileri yaşta yeni başlayan baş ağrısında eşik daha düşüktür. Daha önce migren tanısı bulunması yeni alarm bulgusunu önemsiz yapmaz.
Dental tarafta hızla artan yüz-boyun şişliği, nefes veya yutma güçlüğü, göz çevresine yayılım, kontrol edilemeyen kanama ve ciddi genel durum bozulması acildir. Hasta antibiyotiğin etkisini evde beklememelidir. Enfeksiyonun hava yoluna veya derin dokulara yayılması hastane tedavisi gerektirebilir.
Çene açık konumda kilitlenmişse çıkık, travma sonrası kapanış değişmiş veya uyuşma varsa kırık düşünülebilir. Kişi çenesini evde yerine oturtmaya çalışmamalıdır. Baş ve yüz ağrısının yanında döküntü, gözde kızarıklık-görme kaybı veya çiğnerken çene yorgunluğu gibi yeni sistemik belirtiler ilgili tıbbi değerlendirmeyi gerektirir.
Çürük veya pulpa hastalığı saptanırsa dolgu, kanal tedavisi ya da dişin prognozuna göre çekim planlanabilir. Apse varsa kaynağa yönelik tedavi önemlidir; antibiyotik sistemik yayılım ve belirli klinik durumlarda eklenir. Dental tedaviden sonra yansıyan ağrının azalması beklenir. Ağrı sürerse yanlış dişe tekrar işlem yapmak yerine tanı yeniden değerlendirilir.
Kas ve TME ağrısında eğitim, öz bakım, egzersiz, fizik tedavi ve kişiye özel plak düşünülebilir. Uyanıklık sıkmasında farkındalık çalışılır. Seçilmiş yetişkinlerde masseter botoksu kas kuvvetini geçici azaltabilir; migrenin veya eklem içi hastalığın tedavisi değildir. Tedavi yanıtı ağrılı gün, işlev ve yan etkilerle ölçülür.
Migren tanısı ve ilaç tedavisi nöroloji veya ilgili hekim tarafından yürütülür. Akut atak ve koruyucu tedaviler kişiye göre seçilir. Diş tedavisi gerçek dental tetikleyiciyi çözebilir, ancak migren ilaçlarının yerine geçmez. İki durum birlikteyse koordine plan ve ağrı günlüğü hangi belirtilerin hangi tedaviye yanıt verdiğini gösterir.
Trigeminal nevraljide ağrı çoğunlukla yüzün bir tarafında, saniyeler süren elektrik çarpması veya bıçak saplanması benzeri ataklar şeklindedir. Hafif dokunma, yüz yıkama, konuşma, tıraş olma veya çiğneme atağı tetikleyebilir. Dişteki pulpa ağrısı daha uzun sürebilir ve sıcak-soğuk gibi dental testlerle değişebilir. Bununla birlikte hastanın tarifi her zaman tipik değildir; yalnız süreye bakılarak kesin ayrım yapılmaz.
Nevralji diş bölgesinde hissedildiğinde hasta önce diş hekimine başvurabilir. Röntgende eski dolgu veya önemsiz bir bulgu görülmesi ağrının kaynağı kabul edilirse gereksiz kanal tedavisi ve çekimler yapılabilir. Şüpheli dişin canlılık, ısırma ve çevre dokuları sistematik biçimde test edilir. Dental neden gösterilemiyor ve ağrı kısa, tetiklenen ataklar hâlindeyse nöroloji değerlendirmesi gerekir. Bir diş işleminin ağrıyı birkaç gün değiştirmesi tanıyı tek başına doğrulamaz.
Yüzde sürekli yanma, uyuşma veya karıncalanma nevraljiden farklı nöropatik ağrı tablolarını düşündürebilir. Yeni duyu kaybı, kas güçsüzlüğü, görme veya konuşma değişikliği acil değerlendirme gerektirebilir. Zona sonrası ağrı, sinir yaralanması ve merkezi sinir sistemi hastalıkları ayırıcı tanıda yer alır. Sinir kaynaklı ağrıya tekrarlayan dental işlem yapılması diş dokusu kaybına rağmen yakınmayı sürdürebilir.
Baş ağrısı için akut ilaçların çok sık kullanılması bazı kişilerde ilaç aşırı kullanım baş ağrısına katkıda bulunabilir. Kişi sabah çene veya diş ağrısı sandığı yakınma için de tekrarlayan ağrı kesici alabilir. Aylık kaç gün ilaç kullanıldığı, ürün adı, doz ve birden fazla ilacın birlikte alınıp alınmadığı kaydedilmelidir. Farklı marka isimlerinin aynı etken maddeyi içermesi fark edilmeden doz aşımına yol açabilir.
Ağrı kesici kullanımını hasta kendi kararıyla birden değiştirmemelidir. Migren ve diğer baş ağrılarında güvenli azaltma veya koruyucu tedavi planı nöroloji ya da ilgili hekim tarafından yapılır. Bazı ilaçlar mide kanaması, böbrek ve karaciğer sorunları veya tansiyon üzerinde risk oluşturabilir. Kan sulandırıcı kullananlarda ayrıca kanama riski bulunabilir. Diş hekimi reçete planlarken mevcut bütün ilaçları bilmelidir.
Dental enfeksiyonda ağrı kesici geçici rahatlık sağlar, fakat kaynağı ortadan kaldırmaz. Hasta ağrı azaldığında muayeneyi iptal ederse enfeksiyon ilerleyebilir. Buna karşılık dental muayene normal olan kronik baş ağrısında tekrar tekrar antibiyotik veya ağrı kesici yazılması uygun değildir. Ağrı günlüğü ilaç kullanılan günler ile dental ve nörolojik belirtileri ayırmaya yardımcı olur.
Çocuk ağrının yerini ve niteliğini yetişkin gibi tarif edemeyebilir. Çürük, diş sürmesi, travma ve enfeksiyon yüz veya baş ağrısı şeklinde anlatılabilir. Yemek yerken tek tarafı kullanma, gece uyanma, yüz şişliği, ateş ve belirli dişe dokundurmama dental nedeni düşündürür. Süt dişindeki enfeksiyon geçici olduğu için önemsiz kabul edilmemelidir; gelişen daimi diş ve çevre dokular etkilenebilir.
Çocuklarda migren atakları daha kısa sürebilir ve ağrı iki taraflı olabilir. Bulantı, kusma, ışık-ses hassasiyeti ve aktiviteyi bırakıp uyuma isteği görülebilir. Okuldan kaçınma olarak yorumlanmadan örüntü kaydedilmelidir. Baş ağrısı sabah kusması, denge bozukluğu, nöbet, kişilik değişikliği veya gece uyanmayla birlikteyse tıbbi değerlendirme geciktirilmez. Kafa travması sonrası yeni ağrı ayrıca önemlidir.
Diş gıcırdatma sesi çocuklarda görülebilir, fakat her baş ağrısının nedeni değildir. Horlama, ağız açık uyuma, nefes durması ve gündüz dikkat sorunu varsa uyku-solunum değerlendirmesi gerekir. Çocuk için yetişkin gece plağı küçültülerek kullanılmamalıdır; diş sürmesi ve çene büyümesi izlenir. Ağrı kesici dozu yaş ve kiloya göre hekim önerisiyle belirlenir.
Gebelikte hormonal değişimler, bulantı-kusma, uyku ve sıvı dengesi baş ağrısı ile ağız sağlığını etkileyebilir. Kusmaya bağlı asit diş yüzeyini aşındırabilir; hemen sert fırçalamak yerine ağız suyla çalkalanıp bir süre sonra nazikçe temizlenebilir. Çürük veya enfeksiyon varsa gerekli dental değerlendirme sırf gebelik nedeniyle ertelenmemelidir. Gebelik haftası ve risk durumu kadın doğum ekibiyle paylaşılır.
Gebelikte yeni veya şiddetli baş ağrısı, yüksek tansiyon, görme değişikliği, yüz-el şişliği veya üst karın ağrısıyla birlikteyse acil obstetrik değerlendirme gerekebilir. Bu tablo diş sıkma veya migren olarak varsayılmamalıdır. Daha önce migreni olan kişide de atak örüntüsünün belirgin değişmesi önemlidir. Nörolojik bulgu ve ani çok şiddetli ağrı acil değerlendirilir.
Ağrı kesici, antibiyotik ve migren ilaçlarının gebelikte kullanımı etken madde ve döneme göre değişir. Hasta reçetesiz ürünleri güvenli kabul etmemeli, mevcut ilaçlarını da hekim görüşü olmadan kesmemelidir. Dental röntgen klinik gereksinime göre koruyucu önlemlerle planlanabilir. Tanıyı geciktirmek, gereksiz ilaç almaktan veya uygun görüntülemeyi değerlendirmeden reddetmekten daha büyük risk oluşturabilir.
Uzun süre aç kalma, susuzluk, uyku düzensizliği, kaygı, parlak ışık ve güçlü kokular migrene yatkın bazı kişilerde atağı tetikleyebilir. Diş randevusunun kendisi her hastada tetikleyici değildir. Kişi kendi bilinen tetikleyicilerini randevu öncesinde paylaşabilir; uygun öğün, ilaç düzeni ve daha kısa seans planlanabilir. Sedasyon veya cerrahi açlığı varsa klinik talimatı değiştirmeden migren ekibiyle plan yapılır.
Boynun ve çenenin uzun süre aynı pozisyonda kalması kas rahatsızlığını artırabilir. Planlı molalar, baş desteğinin ayarlanması ve lokal anestezinin yeterli olması stresi azaltır. Hasta ağrı başladığında bunu saklamamalı; migren için kendi doktorunun önerdiği akut ilacı ne zaman kullanabileceğini önceden sormalıdır. Sedasyon ilaçlarıyla etkileşim olabileceği için bütün migren ilaçları listeye eklenir.
Tedavi sonrası baş ağrısı gelişmesi işlemin dişe zarar verdiğini otomatik olarak göstermez. Açlık, gerginlik, lokal anestezi, çene kası yorgunluğu veya alışılmış migren atağı rol oynayabilir. Buna karşılık yüzde şişlik, ateş, ilerleyen dental ağrı veya nörolojik belirti varsa sıradan atak kabul edilmez. Belirtilerin zamanı ve karakteri kaydedilip uygun sağlık profesyoneline bildirilir.
Günlükte tarih, ağrının başladığı saat, süre, yer, şiddet ve karakter kaydedilebilir. Sıcak-soğuk, ısırma, çiğneme, fiziksel aktivite, ışık veya sesle değişim belirtilir. Bulantı, aura, burun tıkanıklığı, diş hassasiyeti, çene kütlemesi ve sabah kas yorgunluğu gibi eşlik eden bulgular ayrı yazılır. Çok ayrıntılı ve sürdürülemeyen form yerine birkaç hafta düzenli doldurulan kısa kayıt daha değerlidir.
Kullanılan ilaç adı, doz, alındığı saat ve sağladığı rahatlama eklenir. Kafein, uyku süresi, menstruasyon, stres ve dental işlem gibi olası etkenler not edilebilir. Her eş zamanlı olay neden değildir; tekrarlayan örüntü klinik görüşmede yorumlanır. Hasta günlüğü kendi başına tanı koymak veya gıdaları geniş ölçüde yasaklamak için kullanmamalıdır.
Dental tedavi öncesi ve sonrası kayıt, hangi ağrı bileşeninin değiştiğini gösterebilir. Dişin sıcak hassasiyeti kaybolurken migren günleri aynı kalabilir veya kas ağrısı azalırken aura devam edebilir. Bu ayrım tedavinin doğru hedefe ulaşıp ulaşmadığını gösterir. Günlük nöroloji ve diş hekimliği görüşmelerinde paylaşılır; çelişkili tedavi ve gereksiz işlemlerin azaltılmasına yardımcı olur.
Bazen hasta belirli bir dişte ya da çekilmiş diş bölgesinde sürekli ağrı hissederken klinik ve radyolojik inceleme aktif dental hastalık göstermeyebilir. Kalıcı idiopatik dentoalveoler ağrı, sinir yaralanması ve başka nöropatik yüz ağrıları bu tabloda değerlendirilebilir. Ağrı genellikle künt, yanıcı veya sürekli olabilir; yeni dolgu, kanal tedavisi ya da çekimden sonra başlayabilir. Bu durum işlemin mutlaka hatalı yapıldığı anlamına gelmez, fakat tekrarlanan geri dönüşsüz müdahalelerin yarar sağlamayabileceğini gösterir.
Tanı konmadan aynı bölgeye tekrar kanal tedavisi, apikal cerrahi veya çekim yapmak ağrıyı sürdürürken diş kaybına yol açabilir. Önce tedavi kayıtları, görüntüler, duyu değişikliği ve ağrının özellikleri incelenir. Komşu dişlerden yansıma, çatlak, sinüs, kas ve eklem kaynakları dışlanır. Nöropatik ağrı düşünülüyorsa ağız-yüz ağrısı veya nöroloji alanında değerlendirme gerekir. Tedavi, sinir ağrısına yönelik ilaç ve çok disiplinli ağrı yönetimini içerebilir.
Hastanın ağrısının “psikolojik” olduğu söylenerek küçümsenmesi doğru değildir. Kronik ağrı gerçek bir sinir sistemi deneyimidir; kaygı ve uyku bozukluğu ağrı yükünü etkileyebilir ama tek açıklama olmayabilir. Aynı şekilde görüntüde küçük bir bulgu bulunması da ağrının kaynağı olduğunu kanıtlamaz. Tedavi kararı, bulgunun ağrının yeri ve tetikleyicileriyle tutarlı olmasına dayanmalıdır.
Seçilmiş vakalarda tanısal lokal anestezi, belirli bir diş veya sinir bölgesinden gelen ağrının geçici olarak kesilip kesilmediğini değerlendirmeye yardımcı olabilir. Ağrı tamamen kaybolursa uyuşturulan bölgenin rolü desteklenir; ancak anestezinin çevre dokulara yayılması sonucu yorumlamayı zorlaştırabilir. Ağrının azalması tek başına hangi işlemin yapılacağını belirlemez ve tanısal enjeksiyon her hastada gerekli değildir.
Migren veya merkezi sinir sistemi kaynaklı ağrı lokal anestezi sırasında tesadüfen değişebilir. Kaygının azalması, dikkat değişimi ve doğal atak seyri sonucu etkileyebilir. Bu nedenle anestezi yanıtı öykü, dental testler ve görüntüleme ile birlikte yorumlanır. Ağrının uyuşukluk süresince devam etmesi dental kaynağı daha az olası gösterebilir, fakat tek testle dışlamaz.
Enjeksiyon öncesinde alerji, kullanılan ilaçlar ve geçmiş reaksiyonlar paylaşılır. Çarpıntı veya titreme gerçek alerjiden farklı olabilir; yine de kayıt altına alınır. Tanısal yaklaşımın amacı deneme amaçlı geri dönüşsüz diş işlemi yapmak yerine daha güvenli ve geçici bilgilerle kaynağı daraltmaktır. Sonuç belirsizse acele tedavi yerine takip veya ilgili uzman görüşü seçilebilir.
Derin çürük ve pulpa iltihabı ağrıyı şakak, kulak veya yüze yansıtabilir; tanı dental testlerle doğrulanmalıdır.
Evet. Migren sırasında yüz ve dişlerde ağrı algılanabilir; normal dental testlerde gereksiz işlemden kaçınılmalıdır.
Bruksizm ve migren birlikte görülebilir, ancak diş sıkmanın bütün migren ataklarının nedeni olduğu söylenemez.
Plak dişleri koruyabilir ve kas yakınmasını azaltabilir; migren için standart nörolojik tedavinin yerine geçmez.
Burun belirtileri, diş canlılık ve ısırma testleri ile görüntüleme birlikte değerlendirilir; iki durum birlikte de bulunabilir.
Yalnız baş ağrısı nedeniyle değil; pulpa veya kök çevresi hastalığı klinik ve radyolojik olarak gösterildiğinde yapılır.
Olabilir; uyku apnesi, migren, kas ve eklem sorunları da sabah ağrısı yapabileceği için ayırıcı değerlendirme gerekir.
Ani çok şiddetli ağrı, nörolojik belirti, bilinç değişikliği, ateş-ense sertliği veya ciddi travmada acil yardım gerekir.
Diş ve çevre dokulardaki hastalık baş ve yüze yansıyan ağrı oluşturabilir. Bruksizm ile çene eklemi bozuklukları baş ağrısıyla birlikte bulunabilir. Buna karşılık migren nörolojik bir hastalıktır; yalnız kapanış, diş sıkma veya bir röntgen bulgusuyla açıklanmaz. Ağrının karakteri ve eşlik eden belirtiler doğru yönlendirme için önemlidir.
Dental testlerle kaynağı gösterilen diş tedavi edilir; testler normal ve tablo migrenle uyumluysa nörolojik değerlendirme yapılır. Aynı kişide iki ayrı ağrı kaynağı bulunabileceği unutulmamalıdır. Geri dönüşsüz dental işlemler baş ağrısını deneme yoluyla tedavi etmek amacıyla yapılmamalı; sonuç ağrılı gün sayısı, diş bulguları ve günlük işlev üzerinden izlenmelidir.