

Sabah uyanıyorsunuz, sanki gece boyunca ağzınızın içindeki bütün nem çekilmiş gibi… Dilinizi damağınıza değdirdiğinizde o kayganlık hissi yerine, sanki buruşmuş bir kağıda dokunuyormuşsunuz gibi pütürlü, yapışkan ve rahatsız edici bir “sürtünme” hissediyorsunuz. Üstüne bir de dilinizin ucunda, sanki az önce kaynar bir çay içmişsiniz de yanmış gibi geçmeyen bir sızı var.
Aynaya bakıyorsunuz; görünürde ne bir yara, ne bir kızarıklık, ne de bir aft var. Ama o his orada, gün boyu sizinle. İşte tıp literatüründe “Burning Mouth Syndrome” (Yanan Ağız Sendromu) olarak bilinen ve sıklıkla ağızda buruşukluk hissi ile karakterize olan bu durum, hastalarımızı hem fiziksel hem de psikolojik olarak en çok yoran tablolardan biridir.
Diş Hekimi Özlem Özcan olarak, bu kapsamlı rehberde; görünmez ama can yakan bu yangının sebeplerini, hormonlardan vitaminlere uzanan geniş suçlu listesini ve ağzınızdaki o ferahlığı geri kazanmanın yollarını bilimsel verilerle anlatıyoruz.
Ağzımızın içi (mukoza), normal şartlarda tükürükteki “musin” adı verilen kayganlaştırıcı maddelerle kaplıdır. Bu tabaka, yanakların ve dilin birbirine sürtünmeden, yağ gibi kaymasını sağlar.
Ancak tükürük azaldığında veya yapısı bozulduğunda, bu koruyucu film tabakası kalkar. Mukoza kurur ve dokular birbirine sürtünmeye başlar. Hastalarımızın ağızda buruşukluk hissi olarak tanımladığı durum, aslında bu mikroskobik sürtünmenin yarattığı “tahriş” hissidir. Bu tahriş, sinir uçlarını uyararak yanma, batma ve karıncalanma hissine dönüşür.
Eğer görünürde bir yara yoksa ama ağzınız yangın yeriyse, suçlu genellikle sistemik veya lokal faktörlerin birleşimidir:
Yanma hissinin bir numaralı tetikleyicisi, tükürük yetersizliğidir. Tükürük olmayınca ağız dokuları savunmasız kalır. Özellikle gece uyurken ağızdan nefes alıyorsanız, sabahları buruşuk ve yapış yapış bir ağızla uyanırsınız. (Detaylı bilgi için: Gece Uyurken Ağız Kuruluğu Neden Olur?).
Ağız dokularının kendini yenilemesi için bazı vitaminlere ihtiyacı vardır. Bunların eksikliğinde dil yüzeyi pürüzsüzleşir (papilla kaybı), kırmızılaşır ve yanar.
Yanan Ağız Sendromu, istatistiksel olarak en çok menopoz dönemindeki kadınlarda görülür. Östrojen hormonunun azalması, tükürük bezlerinin çalışmasını yavaşlatır ve ağız mukozasını inceltir. Hastalarımız bunu “Ağzım sanki zımpara kağıdı gibi oldu” diyerek tarif ederler.
Bazen protez kullananlarda veya bağışıklığı düşenlerde, ağızda mantar üremesi artar. Bu durum her zaman beyaz pamukçuk şeklinde görünmeyebilir; bazen sadece yoğun bir yanma, sızlama ve ağızda buruşukluk hissi ile kendini gösterir.
Sessiz reflü hastalarında, gece uyurken mide asidi ağza kadar çıkarak ağız pH’ını düşürür (asidik yapar). Asit, dilin ve damağın hassas dokusunu tahriş ederek kimyasal bir yanma hissi oluşturur.
Sürekli dişlerini sıkan veya dilini dişlerine bastıran kişilerde, dil kenarlarında ve yanak içlerinde “zikzak” şeklinde izler (Linea Alba) oluşur. Bu mekanik sürtünme, dilde sürekli bir sızıya ve pürüzlülük hissine yol açar.
Stres, vücut kimyasını değiştirerek ağrı algısını (ağrı eşiğini) düşürür. Ayrıca stres anında tükürük kesilir. Birçok hasta, stresli dönemlerinde yanma hissinin arttığını belirtir.
Ağızda buruşukluk hissi ve yanma yaşayan hastalarımız genellikle şu semptomları da bildirir:
Bu belirtiler, tedavi edilmediğinde diş çürüklerini de hızlandırabilir. Çünkü tükürük azaldığında diş minesi savunmasız kalır. (Bkz: Tükürük Azalması ve Diş Çürüğü).
Bu sendromun teşhisi, “dışlama” (eliminasyon) yöntemiyle yapılır. Çünkü tek bir testi yoktur. İstanbul Diş Hekimi arayışında olan hastalarımız için kliniğimizde şu protokolü uygularız:
Tedavi, bulunan sebebe göre şekillenir. Mucize bir hap yoktur, “yönetilebilir” bir süreç vardır.
Ağızda buruşukluk hissi ve yanma, sadece dişlerin değil, tüm vücudun bir sorunudur. Beşiktaş Diş Hekimi lokasyonumuzda ve Şişli Diş Hekimi bölgesindeki hastalarımıza, sadece semptomu değil, kaynağı bulmaya yönelik “Holistik” (Bütüncül) bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz. Amacımız, İstanbul En İyi Diş Doktoru vizyonuyla, yaşam kalitenizi düşüren bu huzursuzluğu ortadan kaldırmaktır.
Hastalarımızın en büyük korkusu budur. Yanan Ağız Sendromu tek başına bir kanser belirtisi DEĞİLDİR. Ancak, ağızda 2 haftadan uzun süren, iyileşmeyen yara, kitle veya renk değişikliği (beyaz/kırmızı plaklar) varsa, mutlaka patolojik inceleme gerekir.
Sebebi bulunursa (örneğin vitamin eksikliği veya mantar), tedaviyle tamamen geçer. Eğer sebep nöropatik (sinirsel) ise, doğru tedavi yönetimiyle semptomlar %80-90 oranında azaltılarak kişi rahatlatılır.
İçeriğinde “Sodyum Lauril Sülfat” (SLS) bulunan macunlar ağzı kurutur ve yanmayı artırır. SLS içermeyen, florürlü ve mümkünse enzim içeren yumuşak macunları tercih etmelisiniz.
Özetlemek gerekirse; ağızda buruşukluk hissi ve yanma sendromu, “psikolojiktir” denilip geçiştirilecek bir durum değildir. Bu, vücudunuzun bir yardım çağrısıdır.
Ağzınızdaki o pütürlü histen, dilinizdeki yanmadan ve sürekli su içme ihtiyacından kurtulmak için profesyonel bir yol haritasına ihtiyacınız var. Dt. Özlem Özcan kliniği ile iletişime geçerek, detaylı muayene olabilir ve size özel tedavi planıyla ferah bir nefese kavuşabilirsiniz.
Konu hakkında daha fazla bilimsel bilgi için NIDCR (Amerikan Ulusal Diş Araştırmaları Enstitüsü) sayfasını inceleyebilirsiniz.